• YAZAR / KOŞAR / KONUŞMACI / ARI SEVER

Yazılar

Sesimi duyan var mı?

150 150 Yonca Tokbaş

Deprem, benim içimde de deprem yaratıyor. Uyuyamıyorum. O insanları düşündüm. Bizi. Düşünüyorum. Etrafımdaki çoğu insanın, dostlarımın çoğunun paylaşımları ağrı sızıdan bahsederek başlıyor gidiyor. Dilimize dolanan, söylemlerimizden, sohbetlerimizden düşmediğini fark bile etmediğimiz bitmek bilmeyen ağrımız sızımız, hastalıklarımız, onlara bitmek bilemeyen derman şifa aramalarımız… inceliklerimizden, kırılganlıklarımızdan, yaralaramızdan olan bu can kırıklarımız… Tüm yaşanmışlıklarımız işte vuruyor bi yerlerimize…

Ağaç öldü deprem oldu yangın çıktı

768 1024 Yonca Tokbaş

Ağaç öldü. Ölüme terk edildi. Yine. Bir kere daha.  Tarih tekerrürden ibarettir derler ya.. Madem tekerrür ettiğini, edeceğini bildiğin şeyler var; ve madem o tekerrür eden bazı şeyler kalbinde sızı, acı, yıkım yapıyor, neden onun için bir şeyi değiştirmeyi denemiyorsun a be insan! Safa Park vardı. Dubai’de. Hala var gerçi. Küçülmüş ve yenileştirilmiş haliyle.  Dubai’ye…

Uyku

150 150 Yonca Tokbaş

Öğrenilmiş, öğretilmiş endişe no:1 Uyku zaman kaybı. Uyku suçluluk hissi. Uyku depresyon belirtisi. Uyku kayıp zaman. Uyku hata. Uyku sorun. Uyku kurbanlık hissi. Uyku çaresizlik. Uyku yapacak işin yok demek. Uyku yanlış. Uyku hata.   Uyanış ve gerçek Herkese ne anlatıyorum ben? Ne anlattım konuşmalarımda, yazılarımda? Bazen kendi söylediklerimi duymadığımı fark ediyorum. Hani uyurgezer gibi…

Babam öleli çeyrek asır oldu

150 150 Yonca Tokbaş

Çeyrek asır oldu bugün Babam öleli.  25 yıl. 10 Aralık 1994.  Babam öldü diyemedim çok uzun süre. Kaybettim, gitti filan gibi fiiller kullandım. Hem yazılı, hem sözlü. Doğanın en baba kanunu doğmak ve ölüm, nedense sevdiğin ölünce “kaybetmiş” oluyorsun. Sanki bulacakmışsın gibi. Gitmiş oluyor, suçlu gibi. Terk edilmişlik hissi filan. Yooo, öldü ayol. Saati geldi.…

Pes etmek demeyelim de teslimiyet diyelim

150 150 Yonca Tokbaş

Kabul. Öyle olsun. Peki. Pes etmek demeyeyim de, teslim oldum diyeyim. İçimden geçen pes ediyorum demek, ama teslim oluyorum dersem daha hoş duruyor biliyorum. Hem ben dağları aşan, sürekli azimli, acayip özmotivasyonlu, pozitiflik destanı, çözümcü, arabulucu, yapıcı bi insanım ya, zaten o sebeplerden ötürü benim insan gibi pesme şeysim pek olmaz. Olamaz. Benden pes etmem…

Ve Hümeyra

960 960 Yonca Tokbaş

Ben de Yonca.  Ve Yonca Sadece Yonca Nokta da yok ardımdan.  Hümeyra gibi. Ve Hümeyra gibi. Gibi dediysem, özenti veya “ben oyum, o ben gibi” demediğim, öyle anlaşılmasını istemediğim bir tür “gibi”. Soyadı ne acaba Hümeyra’nın diye HİÇ merak etmiyorum. Merak etmediğimi de yeni fark ediyorum. Hiç düşünmemişim soyadını. Nike gibi.  O “tik” işaretini görünce…

Terazi

150 150 Yonca Tokbaş

Herkesin aklına burçlar geliyor… benim aklıma manavların kullandığı kefeli terazi geliyor.  O da hiç dengede durmaz aslında. Benim gibi. İlla bi taraftan bi tarafa ağırlıklar koyman lazım ki dengeye gelsin.  250gr sağa, 100gr sola.Veya daha azı, daha çoğu.  Denge peşinde değilim. Dengesiz ve mutluyum. Dengem bu benim. Biraz eksik, biraz fazla olmak. Her nasılsam öyle…

Annelik krizi

683 1024 Yonca Tokbaş

Ah şu annelik meselesi! Müessese mi demeliyim, yoksa dönüştüğü haliyle meslek mi? Annelik seni sen olmaktan çıkaran, sevdiğin şeyleri unutturan, çocuğundan başka bir şeyden konuşturmayan, sosyal medya profil fotoğrafını bile çocuğunun fotoğrafı yaptığın bir varlık krizine dönüşmek zorunda mı? Sosyal medyatik insanlar olduğumuzdan beri belki, bu konu daha da gözüme batıyor. İnsan profillerine bakıyorum, kadın…

Likya Yolu Ultra Maratonu 100k Raporu

960 640 Yonca Tokbaş

27 Eylül 2019 Cuma, saat 17:00 gibi, Antalya Çıralı’ sahilindeki Likya Yolu Ultra Maratonu kamp alanına geldiğimde, 100km koşmak için yazılmadığıma çoktan pişmandım.Set Adventures ekibinin elebaşısı Tolga Gözüm, çadırda teknik bilgileri verdiği “teknik toplantı”yı yapıyordu. Likya Yolu Ultra Maratonu teknik toplantıları otağı çadırlarında olur. Keçi kılındandır çadır. Kendine has bir kokusu vardır. O koku tüm sene…

Asma Kilitli Aşk

768 1024 Yonca Tokbaş

Köln’deyim. ANUGA Fuarı’ndan çıktım, düz gittim, sağa döndüm, daha da düz gittim. Az ileride bir yeşil alan geçip demir bir köprüye geldim. Trenler geçiyordu sağımdan. Boyum kadar bariyerler vardı. Boyum kadar bariyerlerin üstü başı dolap kilitlerinden kaplıydı. Asma kilitli aşk şeyleri. Binlerce diyeceğim, acaba milyonlarca mı? Ben Köln Katedrali’ne doğru giderken sağımda kalıyorlardı. Rayların diğer…