• YAZAR / KOŞAR / KONUŞMACI / ARI SEVER

  • 16/01/2018

Sen gidince… Dolores O’Riordan

Sen gidince… Dolores O’Riordan

659 422 Yonca Tokbaş

The Cranberries solisti, Cranberries’in her şeyi, Dolores O’Riordan da gidiverdi.

46 yaşında hem de.

Benden 1 yaş büyüktü oysa. O kadar beklenmedik erken genç bi gidiş.

Uçaktan indim, yine sosyal medyadan öğrendim, kalakaldım öylece. Aklımda en sevdiğim şarkısı, sesi!

Bazı insanların sesi hemen kulağında çınlıyor, Dolores O’Riordan’ın da öyle. Bak resmen yazarken kulağımda duyuyorum bir şekilde. Ne garip, ne güçlü, ne güzel…

Adını Dolores koymuş anne-babası; Hüzün…

İnsanların adları çok etkiliyor beni. Adının bir anlamı olan her isime hep dikkat kesiliyorum.

Kızılderili öğretileri gibi etkiliyor beni. Acaba adının hayatındaki yeri, anlamı bir insana neler getiriyor diye düşünmeden edemiyorum.

Ne düşünülerek konuluyor bir çocuğa o ad?

Hikayesi nedir Dolores’in adının acaba? Var mıdır bir hikayesi acaba?

Pıt diye uçuverdi avucumuzdan o güçlü-asi-duygusal çığlık, o canım hassas ses.

Derin bir “hüzün” yarattı arkasında, Dolores…

Sesi de bambaşkaydı, haykırışı da, sözleri de.

Şiir gibiydi şarkılarının sözleri, İrlandalı her şair gibi, dolu dolu.

Ağır sözleri sesindeki incelikle hafifletiyordu bazen. Bazen de, bütün kafanda oluşturduğun o önyargı her neyse artık, yumuşacık söyleyiveriyordu, ters köşeye yatırmak için bütün kalıpları adeta.

Kısacık saçları… “Pixie Cut” yani peri kızı kesimi denen saç.

Hani Peter Pan’ın Tinkerbell’ı gibi desem de olur; Jeanne D’Arc da, afacan bi çocuk da!

“Sen gittiğinde” diye bir şarkısı var ya, beni her dinlediğimde en çok etkileyen, Dolores gittiğinde onu dinlemeye oturdum yeniden.

“Sen de aşka tutun,

Ben seni bulduğumdan beri öyle yapıyorum

Geceleri, sen yanımda olmadığında,

Sensiz uyuduğumda çok çaresiz ve yalnızım

Gündüzleri desen, her şey çok karmaşık

Senin etrafında olmadığım zamanlarda

Basit tek bi şey yok ki zaten..

Gittiğinde seni çok özlüyorum

Ben bunu hep böyle yapıyorum,

Ve bu böyle devam edecek” demiş ya…

Sen gittiğinde, Dolores…

Tam da böyle…

Hüzün.

Yonca

“zombie”

 

 

 

 

 

Yazılarımdan haberdar olmak için mail adresinizi yazın:
 

Bir Yorum Yaz

Yeni Yazı Yayında! Okumak için tıkla!

Haydarpaşa Babam ve Ben … ve Sao Bento Porto Tren Garı

“Haydarpaşa Babam ve Ben” yazısını 30 Kasım 2010’da Kelebek’de yazmıştım. Haydarpaşa Garı yandığında, içim cızır cızır yana yakıla yazdımdı. Bugün Porto’da Sao Bento Tren Garını gezerken aklıma geldi.

1916’da açılmış. Büyüleyici bir Gar. İçine girerken Benjamin Button filmindeki o devasa saat geldi gözümün önüne. Jorge Colaço’nun 11 yılda tamamladığı Portekiz’in tarihini anlatan tablolar büyüleyici. Tüylerim diken diken, Dünya’nın en büyüleyici 10 garından biri denilen garı gezerken bi fena oldum…