• YAZAR / KOŞAR / KONUŞMACI / ARI SEVER

  • 12/11/2017

Koşu Ayakkabısı Tavsiyesi

Koşu Ayakkabısı Tavsiyesi

683 1024 Yonca Tokbaş

2009’dan beri koşuyorum. İlk koşmaya başladığımda koşu ayakkabısı koşu açısından ne kadar önemlidir diye hiçbir fikrim yoktu. Evde ne varsa, ayağım neyle rahatsa o ayakkabı tamamdı. İlk 4km koşumu neyle koştum markasını bile hatırlamıyorum.

Koşmayla ilişkim ciddiye binince, nişanlılık dönemimizi ASICS marka koşu ayakkabılarıyla koşarak geçirdim. ilk 10km, ilk 15km, ilk yarı maraton (21km) ve ilk maratonumu Venedik’de 2012’de, yine ASICS ayakkabılarla koştum. Gayet rahattım. Hiçbir sorun yaşamadım. Alırken de bugünkü kadar teknoloji, bilim, bilgi, tecrübe ile almadım. Tipini, rengini beğendim aldım. Hatta ilk Likya Yolu 6G’yi de, yolda koştuğum o ASICS’lerle koştum. Patika, doğa koşularında farklı tür bir ayakkabı ile koşulabileceğini de zaten Likya Yolu’na gidince öğrendim.

2017 – Likya Yolu – Gelidonya Parkuru finiş, 1.lik (Foto: Onur Çam)

Sonra koşuyla evlendim malum. Deliler gibi okur, sorar araştırır oldum. Binlerce koşan arkadaşım oldu. Her biri çok bilgili. Her şeyi tartışacak, tartacak ortamım oldu. Bir kere ben bu konuda konuşacak kadar deneyimli olmaya başladım. 2012’den beri de fotoğraflarda gördüğünüz, “Luna Sandals” denen sandaletlerle koşuyorum. Koşan soruyor, koşmayan soruyor. “Yazık kadının ayağında ayakkabısı yok parmak arası terlikle koşuyor” dendiğini de duydum, yanıma gelip “sizin ayakkabınız yok mu?” diyen de oldu. “Bunlarla burada koşarsan kayıp düşüp ölürsün” gibi abartılı şeyler de duyuyorum. Bir kere bir yarışa neredeyse kabul edilmeyecektim, hakkımı aradım, karar değiştirildi.

Haklısınız merak etmekte sormakta, çünkü alışılagelmedik bir şey. Türkiye’de bu sandaletlerle koşan ilk insanım. (Mağara tipiyim ben doğru:)) Tabanı doğal, vegan bir malzeme. Dahası üretiminde hiçbir insan hakkı yenmiyor. Ucuz işçilik, işçi hakkı yenmesi, vergiden, malzemeden kaçırma, kimyasal vesaire kullanılmadığı gibi tamamen çevre dostu. Bu da benim için önemli. Her türlü zemin ve hava koşuluna uygun; ister koş, ister yürü, ister dereden geç, ister tepeden geç, ister plajda takıl. Nasıl istersen öyle kullan ve yaşa. “Ayağına taş çarpmıyor mu? Parmak arası yara yapmıyor mu?” diyen diyene.

Foto: Onur Çam – Runfire Cappadocia 2016

Hepsine cevabım aynı. Hayır, bunların hiçbiri olmadı. Lunalarla koşmam beni tek konuda zorladı. İhtiyacım ve hakkım olan bir kazanç kapısını kapatmış gibi oldum. Ayağıma taş çarpmadı ama, sorunum bu. Bir marka Los Angeles maratonunu koşup yazmam için iyi bir teklifle geldi,

“Şort, tişört kılık kıyafet diğer malzemeler ok de, hiç koşmadığım ayakkabıyla okur önüne reklam için çıkıp “mış” gibi yapmam; ve dahası bu bir maraton, 42km195mt, 6 saat reklam için ayaklarımı hırpalamak, sizce bana yazık değil mi?” dedim, e iş olmadı.

Hayatta her yolda çok sabırsız olduğumuz zaman her şey yara da yapar, taşa da çarptırır, sakatlar da. Luna sandaletlerle ilk Christopher McDougall’ın yazdığı “Born To Run” kitabını okurken tanıştım. Kitabı bitirdim, Likya Yolu Ultra Maratonu’na gittim karşımda kitabın 25. Bölümü’nde anlatılan @barefoot_ted ayağında bunlar.

Wings for Life 2016 İzmir

6 gün 140km o acayip arazide tıngır mıngır gitti yanımda. “Bunlar tam benlik!” dedim. Havadar, özgür, rahat görünüyordu. Benim tırnaklar perişan, Ted’in ayaklar bebek ayağı gibi. Aldım bi tane ve önce sadece evde ve sokakta giydim. Hatta duşa da onlarla girdim. Sonra mesela 3km koşmaya gidip 500mt bunlarla koşup ayakkabıma geçtim. Ayaklarımı baldırlarımı yeniden güçlendirdim. Hiç acele etmedim. Çünkü acele edip bir gecede karar verip 10km koşmaya çıkanların ağrıları olduğunu, kendilerini sakatladıklarını biliyordum. Ted’de sabırlı davranmamı söylemişti.

Sonra sırasıyla 10k, 15k, 21km yarı maraton, 42km195metre yol maratonu, 80km İznik Ultra, 50km Sapanca Ultra, Runfire Cappadocia 3 kere 120km (tuz gölü dahil), Cappadocia Ultra Trail (110km start aldım 87km’de yarışı bıraktım), Likya Yolu 6G 140km iki kere, ve 2016’da 256km Likya Yolu Ultra Maratonu Lunalarımla bitirdim. 256km’ de ayağımda 2 ayrı yerde 2 su toplaması oldu. E pardon da o zorlu mücadelede müsaade edin bi şey olsun. Pedikürüm bozulmadı, manikürüm bozuldu ama. 2017 yılı içindeki tüm yarışlarımı da Luna Sandaletlerimle koştum.

OCC 2016

Paris Maratonu 2016

Ayaklarım aslan kaplan pençesi kadar güçlendi. Burkulma tarihe karıştı. Burkulsa da o kadar etkilenmiyorum. Eskiden minicik sarsıntıda bileğim şişerdi. OCC’de 32.km’de bileğime koca adam düştü, çok kötü incindi. Kırılmaması mucize, fakat doktor da güçlü ayak ve bileklerin sayesinde kırık yok dedi. Ben de öyle inanıyorum.

Bakın ama bunlar yine benim KİŞİSEL deneyimlerim.

Soğuk hava için özel patikleri de var. Kanada’da karda kışta koşan da tanıyorum, çölde koşan da. UTMB bitiren de var bu sandaletlerle. 2017 UTMB’nin OCC kategorisi yani Mont Blanc Dağı’nda Dünya Patika Koşusu Zirvesi Şampiyonası’nda, 56km (3500mt kazanımla 14,5saat limit ) Lunalarımla koştum. Raporu biraz uzun, linki burada: OCC 2017

2018 CCC’de 101km start aldım, 57.km’de zamana yakalandım, bitiremedim ama hep Lunalarımla koştum.

Önce Sabır

Bizde adet, konuyu hiç bilmeyen de fikir beyan ediyor. Hiç koşmamış kişi de ahkam kesiyor.

Bakın insan geceden sabaha bi şeye alışmaz. Ayaklarımız onlarca yıldır ayakkabı hapsinde. Bir bebek 11-12 ayda yürümeye başlıyor. Ayaklarımız onlarca yıldır ayakkabı içinde hapis ve güçsüz. Oysa ayaklarımız bizim tek taşıyıcı aracımız. Tank gibiler aslında. Bunca yıl bizi dilediğimiz yere götürecek kadar da güçlüler. Önce bebek adımları gibi sabırla, sakinlikle güçlenip, hazır olunca ve güvenimiz tam olunca uzun koşmayı hatırlayalım. Derdimiz, acelemiz ne? Amaç ne? Amaç sağlıkla, keyifle ömrümüzü uzatmak değil mi? Doğaya doğamıza dönmek ve hareketli geldiğimiz Dünya’dan hareket ederek gitmek değil mi?

Foto: Mehmet Vanlı

Runfire Cappadocia 2016 – Foto: Onur Çam

Hareketsiz kalan can, çürür gider. Hareket insana hayat katar. Bu ülkenin hızlı bi şeyler yapmaktan önce sabırla uzun vadede uzun ömürlü kalıcı bi şeyler yapmayı öğrenmeyi istemesini dilerim. Koşuyla anlatmak istediğim de budur.

Sabır azim dayanıklılık güç güven. İnsan önce dayanıklılığı öğrenir, dayanıklı olur, hız ondan sonra zaten gelir.

Bu sandaletler Türkiye’de bir yerde satılmıyor. Online satın alınıyor. İncelemek için web sitesi: Luna Sandals

Önemli notlar

Bana bakıp senin aldığın model hangisi demek yanlış. Bana bakıp sandaletle koşmak, başkasına bakıp o malzeme onu uçurdu seni de uçuracak sanıp almak da yanlış. Benim ayağıma uyan ayrı, benim ihtiyacım ayrı, seninki ayrı. Bizde herkes birbirine -tıpkı ilaç tavsiyesi gibi- malzeme tavsiye ediyor. İyi de, herkesin keyfi zevki rahatı farklı. Benim beğendiğim, bana uyan marka ve malzeme sana uymayabilir. Hemen bi atlamamak lazım. Sporda rahat etmek her şeyden önemli. Dahası kişisel deneyim hepsinden kıymetli. İnsanın kendi deneyimleri en doğru yolu, markayı, malzemeyi bulduracaktır.

En doğru koşu ayakkabısı ve malzemesi, sizin en rahat ettiğinizdir bence.

Ben yaptığım yollara göre, ayağımda neyle rahat ettiğime göre seçtim sandaletlerimi. Size kim ne tavsiye ederse etsin, o tavsiyenin kişiye özel tercihi olduğunu hatırlayın. Siz kendinize göre, nerelerde koşacaksanız, neye ihtiyacınız varsa ona bakın, deneyin. Size hiç uymayacak şeyleri sırf markası şu bu diye boşuna almayın. Aklınız var, sorgulayın, araştırın.

Bana sorduğunuz sorular arasında numarasını nasıl ayarladığımız sormuşsunuz.

Luna Sandaletlerin online mağazasında ayak numaranıza göre seçim yapabilmek mümkün. Güvenilir bir ayak numarası belirleme sistemi var. Ben de ona göre aldım. Ayakkabı numaranızla aynı olmayabilir. O yüzden ayaklarım şu numara, bu da o olsun demeyin, oradaki sisteme uygun ölçün.

Bazı modellerin tabanı daha kalın, bazısı daha ince. Kimisi elle bağlama modelli, kimi kilitli. Ben bağlama konusunda becereksizim diye kilitli seçtim mesela.

Bir takipçim; birkaç hafta antrenman sonrası hemen belim ağrıyor, acaba Luna Sandals işe yarayabilir mi diye sormuştu. Önce lütfen doktora danışın demek istiyorum. Bambaşka bir sorun olabilir. Benim belimde fıtık var, ama koşarak sıkıntım hiç olmadı, olmuyor.

Ted, bel ağrısı sonrası koşmaya başlayıp iyileşenlerden. Karın kasları, yani “core” güçlendirilince, belle ilgili sorunlar azalıyor, iyileşme olabiliyor. Her şekilde, türlü çeşit korku, endişe, bilgi kirliliği ve herkesin “koşma kötü şeyler başına gelir” baskısı da çok fena. Uzman, ve spor yapan doktorunuza danışmak, en doğrusu.

Ve hayır, Luna Sandaletlerle de bir iş birliğim yok. Ve bu bir reklam yazısı değildir.

Yonca

“terliksi hayvan”

Runfire Cappadocia 2015’de Tuz Gölü etabını koşarken çekilen fotoğrafım – Foto: Onur Çam

Yazılarımdan haberdar olmak için mail adresinizi yazın:
 

Bir Yorum Yaz