Selam Baba,
Kulakların çınlıyor mu?

Hans, Fuat, ben ve Annem. Öyle bi durakaldık ekran karşısında.
31 yıl önce AFS ile Ankara’ya geliyor Hans (Hemelaer). Geldiği ailenin yanında sorun yaşıyor ve bir aile dostumuz -Atanur Abi- geçici bir süreliğine bizim misafir edip edemeyeceğimizi soruyor.
Ayol bu bizimkilere sorulacak soru mu! Cevap derhal pek tabi evet!
KEV demişimdir evimize. Köseoğlu Eğitim Vakfı.
Kapımız her daim açık oldu. Hele de eğitim için Ankara’ya gelenlere. Kimler geldi kimler geçti evimizden. Tıp okuyup doktor çıkanı da var, Hans gibi başta sadece 1 haftalığına geleni de.
13 ay kaldı Hans. 13 ayın sonunda anne ve babasının da bize gelişi sonrası Belçika’ya dönerken, otobüs terminali bizimle bir ağladı ayrılışımıza.
31 yıl sonra, bu yaz buluşmamızın planını yapmaya oturduk ekran başına.
Sessizlik.
Yutkunduk duyguları.
Babamın gidiverdiği o gün, Fuat 12 Hans 17 yaşında, bizim evde. Hans bizimle bir kaybetti babamızı. “Benim babayla gezip görüp yaşadığımı, başka hiçbir arkadaşım yaşamadı, görmedi” diye bir cümle kurdu. Çocuklarına anlatıyormuş. Hala!
Öyleydi babam. Gerçek olduğuna hala inanamadığımız bir Alem.
Amcamın oğlu geldi karısıyla Almanya’dan karavanla. Anlattı. Masal gibi. Dinledik. Ağladık. Çok. Mazi.
Ne acayip hikayeler saklı hafızalarda.

Bi yandan bu “insan yapımı” Babalar Günü’ne çok şey etmiyim diyorum; bi yandan da kendi duygumu bastıramıyorum.
Hans hepi topu 1-1,5 ay yaşadı babamı. Bir ömre sığacak olay biriktirdi. 3 çocuğu var, onlara yadigar anılar, emanet.
Amcamın oğlu desen anlattıklarının ucundan acığı geceyi kapladı, dağladı geçti.
Biz ne yaşadık yahu, diyorum.
Gerçekliğini sorguladığım düşlerin başkası anlattıkça tasdiklendiği bir koca gerçek.
Gidince acısı ile kahkahası karman çorman kaldı.
Fotoğraflarda, muzip çocuk ve anneme olan aşkı. İlla sarılmış sımsıkı. Öyleydi. Dokunmatik. Ne yaparsan yap sarılır.

Çok saçmalık da vardı. Öyledir ya, geride “of” bırakmamış baba mı var.
Dağlara olan sevdam, tek başıma doğada mutlu ve güçlü kalabilme halim, ondan geçmiş.
Kardeşim Hans’a, ablam babam gibi özgür, dedi.
Cümleyi bir sırrın açığa çıkışı gibi aldım kalbime. Bedelli.
“Babalar Günü” karmaşık bir his bünyemde.
Bu sene buluşmalar büyük duygulara gebe.
Kulaklarını çınlatıyoruz Baba.
Tüm çocukların.

Ankara Lycée Charles De Gaulle Lisesi ardından Boğaziçi Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı okudum.
7 yaşında gazoz kapağı toplamakla başlayan; orta, lise ve üniversite eğitimi sırasında devam eden farklı iş deneyimlerimi saymazsak, üniversite sonrası sırasıyla; TÜSİAD, Sarkuysan, Commercial Union Sigorta, Yaşar Dış Ticaret gibi şirketlerde farklı görevlerde çalıştım.

Leave a Reply