• YAZAR / KOŞAR / KONUŞMACI / ARI SEVER

Yazılar

Likya Yolu Ultra Maratonu 6G için kapsamlı bilgi

575 1024 Yonca Tokbaş

Likya Yolu Ultra Maratonu 6G için kapsamlı bilgi Bu yazı, Likya Yolu Ultra Maratonu başta olmak üzere, trail -yani patika koşuları- için bir kılavuz. Likya Yolu Ultra Maratonu’na (LYUM) katılacaklar için deneyimlerimden yola çıkarak yazdığım kapsamlı bir malzeme ve yarış raporu. Dikkat bu rapor Likya Yolu Ultra Maratonu 6G kategorisi için geçerlidir Burada, “Self–sufficiency” -yani…

Bu kadın benim… kimse bilmez

768 1024 Yonca Tokbaş

Yıl 2005. Canımın cayır cayır acıdığı bi dönem. Kadın olarak, anne olarak, iş kadını olarak… tüm sıfatlarımın canımı hakladığı bir dönem. Kimse bilmez… kimse bilmez… Hani şu TedxReset konuşmamda bahsettiğim bir kara delik vardı ya, işte baktığım her yerde o kara kocaman simsiyah delik vardı. Belki de yoktu ama ben öyle görüyordum. Nasıl derin bir yalnızlık…

AKUT’un Deprem Eğitimi El Kitabı

762 1024 Yonca Tokbaş

Bodrum Depremi hayatımda yaşadığım, merkezine en yakın olduğum en büyük deprem. 6.6 şiddetinde, 3-4 atom bombası gücündeydi. Bodrum mimarisi, doğal yapısı sayesinde can kaybı yok. Bodrum yapısına ve özelliklerine dair başka yazı yazdım, yarın Hürriyet Kelebek köşemde okuyabilirsiniz. Bunca yıldır deprem sırasına yapılması gerekenlere dair sonsuz program izledik. Yüzlerce kez uzmanlar anlattı. Depreme hazırlık nasıl…

Pembe donlu vasiyet

250 338 Yonca Tokbaş

Hoş, çok hoş bir kadındı. Herkes ilk bakışta bunun sarışınlıkla alakalı olduğunu düşünürdü. Evet sarışındı. Oysa sarışınlık edinilebilir bir meziyetdi. Çok alımlıydı. Yürüdüğü zaman baktırırdı. Konuştuğu zaman dinletir, sorduğu zaman hiç beklenmedik cevaplar alırdı. Cesurdu. Cesaret öğrenilebilir bir meziyetti, Özgündü. Çılgınlıkları vardı bazılarının kaldırmakta, anlamakta güçlük çektiği, Umursamazdı. Aklına yattıysa, sonuna kadar denemekten yorulmaz, Yapardı.…

Ölü çocuklar ve reklamlar

1024 767 Yonca Tokbaş

Hayatımın şu son birkaç yılına damga vuran iki üç tane çok feci kırılma noktası var. Bunlardan biri Soma Maden faciası. İkincisi Bodrum’da sahile minicik bedeni vuran o canım çocuk. Adını ben de biliyorum elbet o çocuğun. Ağzıma alamıyorum adını utancımdan, üzüntümden; kaleme nasıl alayım hiç bilemiyorum. Üçüncüsü ve son olsun dediğim ise şu Adana Aladağ’da…

Başarısızlık endişesi üzerine Ana-Oğul sohbeti

902 720 Yonca Tokbaş

Ben ona ister istemez “ünlü düşünür Aslan Cem” diyorum. Çünkü sürekli düşünen bi adam o. Doğduğundan beri düşünür… Dün çektim bu görüntüleri. Bizimki gidip arkadaşının kulağına ne fısıldadı bilmiyorum. Maçın gidişatından anladık ki iyi bi şey fısıldamış; videoya çekemedim o an ama, ardından sayı geldi hemen sayıyı da atan kendisiydi. Eline hangi sporu alsa iyi.…

Annemin kurabiyesi Bik Bik

1024 768 Yonca Tokbaş

Şu resimde gördüğünüz kurabiye, annemin yaptığı gayet basit, klasik; malzemelerinde pek tabi un, şeker, kabartma tozu, yumurta, yoğurt, zeytin yağı olan ve görüldüğü üzere üstüne de 1 adet ceviz kondurulan bir kurabiye. Annem sürekli yapıyor. Ben yapma diyorum o yine yapıyor. Annem de, tıpkı her anne gibi, kendi bildiğinden asla şaşmayan bir anne. Asabım bozuluyor…

Yarından önce dünden sonra… şimdi

960 960 Yonca Tokbaş

Bu fotoğraftaki fotoğrafı çeken Pam Durant Tanlı’ya teşekkür ederim… Desteklemek, anlatmak isteyip atladığım şeyler var. Bunu bana hatırlatan küçük bir kız çocuğu oldu bu sabah. Ela’ya teşekkür ederim. Uzun zamandır instagram’dan olsun, kendi çevremden olsun birilerinin yaptığı şeyleri görüp “baksanıza ne güzel bi şey var” demek istiyorum. Bazen tamamen dalgınlık, bazen saçma sapan çekinceler, bazen de…

Taştan hayat yazısı

960 639 Yonca Tokbaş

Bu fotoğrafa durup durup bakıyorum. Taşlara. Taşların dizimine. Yan yana alt alta üst üste dizilmişliklerindeki düzene.. Gölgeme, sağ elimin duruş şekline; çelimsizce ve sanki o taşı şöyle sıkı sıkı tutsam kırılacakmışçasına nazikçe dokunamayaşıma, sol elimin atıl kalışına, sağ bileğimdeki yazmaya, sağ ayağımın bir adım geride, sol ayağımın önde yakalanmış o anına bakıyorum. O sağ elim…

O küçük kız çocuğu ile konuştun mu hiç?

800 800 Yonca Tokbaş

Bu yazı benim için önemli.. Kendimi kaybettiğim, bi şeyleri anlamakta ve yolumu bulmakta zorlandığım zamanlarda okuyup hatırlamam gerek diye yazdım.. Kendime yazdım aslında.. Kim bilir belki sizin de soracak başka sorularınız verecek cevaplarınız vardır ve hatta o soruları benle de paylaşırsınız belki aklıma daha önce gelmeyen o soru, vermem gereken bi cevabın anahtarıdır.. Kendi Bebekliğiniz…

Yeni Yazı Yayında! Okumak için tıkla!

Helal Mutsuzluk

Benden yepyeni bir ben, hatta birkaç tane ben daha doğurduğumu düşündüğüm şu dönemde, daha önce hiç bu kadar derinden hissetmediğim bir mutsuzluğa düştüm. Beni tanıyanlar, “mutluluklarını çok yüksek seviyede yaşadığın için, mutsuzluk da seni o kadar yüksek çarptı” dediler. Bilmiyorum. Gerçi üzüntü demeliyim belki, mutsuzluk yerine. Üzüntü mutsuz ediyor, o da var.