• YAZAR / KOŞAR / KONUŞMACI / ARI SEVER

Yazılar

AKUT’un Deprem Eğitimi El Kitabı

762 1024 Yonca Tokbaş

Bodrum Depremi hayatımda yaşadığım, merkezine en yakın olduğum en büyük deprem. 6.6 şiddetinde, 3-4 atom bombası gücündeydi. Bodrum mimarisi, doğal yapısı sayesinde can kaybı yok. Bodrum yapısına ve özelliklerine dair başka yazı yazdım, yarın Hürriyet Kelebek köşemde okuyabilirsiniz. Bunca yıldır deprem sırasına yapılması gerekenlere dair sonsuz program izledik. Yüzlerce kez uzmanlar anlattı. Depreme hazırlık nasıl…

Pembe donlu vasiyet

250 338 Yonca Tokbaş

Hoş, çok hoş bir kadındı. Herkes ilk bakışta bunun sarışınlıkla alakalı olduğunu düşünürdü. Evet sarışındı. Oysa sarışınlık edinilebilir bir meziyetdi. Çok alımlıydı. Yürüdüğü zaman baktırırdı. Konuştuğu zaman dinletir, sorduğu zaman hiç beklenmedik cevaplar alırdı. Cesurdu. Cesaret öğrenilebilir bir meziyetti, Özgündü. Çılgınlıkları vardı bazılarının kaldırmakta, anlamakta güçlük çektiği, Umursamazdı. Aklına yattıysa, sonuna kadar denemekten yorulmaz, Yapardı.…

Ölü çocuklar ve reklamlar

1024 767 Yonca Tokbaş

Hayatımın şu son birkaç yılına damga vuran iki üç tane çok feci kırılma noktası var. Bunlardan biri Soma Maden faciası. İkincisi Bodrum’da sahile minicik bedeni vuran o canım çocuk. Adını ben de biliyorum elbet o çocuğun. Ağzıma alamıyorum adını utancımdan, üzüntümden; kaleme nasıl alayım hiç bilemiyorum. Üçüncüsü ve son olsun dediğim ise şu Adana Aladağ’da…

Başarısızlık endişesi üzerine Ana-Oğul sohbeti

902 720 Yonca Tokbaş

Ben ona ister istemez “ünlü düşünür Aslan Cem” diyorum. Çünkü sürekli düşünen bi adam o. Doğduğundan beri düşünür… Dün çektim bu görüntüleri. Bizimki gidip arkadaşının kulağına ne fısıldadı bilmiyorum. Maçın gidişatından anladık ki iyi bi şey fısıldamış; videoya çekemedim o an ama, ardından sayı geldi hemen sayıyı da atan kendisiydi. Eline hangi sporu alsa iyi.…

Annemin kurabiyesi Bik Bik

1024 768 Yonca Tokbaş

Şu resimde gördüğünüz kurabiye, annemin yaptığı gayet basit, klasik; malzemelerinde pek tabi un, şeker, kabartma tozu, yumurta, yoğurt, zeytin yağı olan ve görüldüğü üzere üstüne de 1 adet ceviz kondurulan bir kurabiye. Annem sürekli yapıyor. Ben yapma diyorum o yine yapıyor. Annem de, tıpkı her anne gibi, kendi bildiğinden asla şaşmayan bir anne. Asabım bozuluyor…

Yarından önce dünden sonra… şimdi

960 960 Yonca Tokbaş

Bu fotoğraftaki fotoğrafı çeken Pam Durant Tanlı’ya teşekkür ederim… Desteklemek, anlatmak isteyip atladığım şeyler var. Bunu bana hatırlatan küçük bir kız çocuğu oldu bu sabah. Ela’ya teşekkür ederim. Uzun zamandır instagram’dan olsun, kendi çevremden olsun birilerinin yaptığı şeyleri görüp “baksanıza ne güzel bi şey var” demek istiyorum. Bazen tamamen dalgınlık, bazen saçma sapan çekinceler, bazen de…

Taştan hayat yazısı

960 639 Yonca Tokbaş

Bu fotoğrafa durup durup bakıyorum. Taşlara. Taşların dizimine. Yan yana alt alta üst üste dizilmişliklerindeki düzene.. Gölgeme, sağ elimin duruş şekline; çelimsizce ve sanki o taşı şöyle sıkı sıkı tutsam kırılacakmışçasına nazikçe dokunamayaşıma, sol elimin atıl kalışına, sağ bileğimdeki yazmaya, sağ ayağımın bir adım geride, sol ayağımın önde yakalanmış o anına bakıyorum. O sağ elim…

O küçük kız çocuğu ile konuştun mu hiç?

800 800 Yonca Tokbaş

Bu yazı benim için önemli.. Kendimi kaybettiğim, bi şeyleri anlamakta ve yolumu bulmakta zorlandığım zamanlarda okuyup hatırlamam gerek diye yazdım.. Kendime yazdım aslında.. Kim bilir belki sizin de soracak başka sorularınız verecek cevaplarınız vardır ve hatta o soruları benle de paylaşırsınız belki aklıma daha önce gelmeyen o soru, vermem gereken bi cevabın anahtarıdır.. Kendi Bebekliğiniz…

Bi Dünyalının Dünyasının yazısı

800 600 Yonca Tokbaş

Bundan birkaç sene önce aşağıda linkini verdiğim “Uzaydan DünyaMa bakınca” diye bir yazı yazmıştım. Son 1 haftadır bu yazıda yazdığım her şey çok, hem de çok, anlam kazandı. Sürekli aklımda o yazımdaki renkler, anlamları, onları nasıl anlamlandırdığım ve bugün bu yazının hayatımın şu dönemine nasıl bir kılavuzluk yaptığı… O kadar ilginç ki bir şeyler. Hayatını…

Hayata dair her şey…

150 150 Yonca Tokbaş

Spor TV de “Kadınlar Konuşuyor” programında annelikten, spordan, yazarlıktan, arılardan, gönüllülükten, çocuklardan, hayattan, mutluluktan, varlığına ve gücüne en çok inandığım tek şey umut ve sevgiden konuştuk.

Yeni Yazı Yayında! Okumak için tıkla!

BABAM BENİMLE DANSEDERDİ 

Yıl 1990’mış. Babam ve ben. Serpil Halamın kızı Yeşim Abla’nın düğünüymüş.
Bana dans etmeyi öğretmişti. Vals, çarliston, swing ve rock’n’roll. Evde de yapardı böyle. Alakasız kaldırır zorla, dans edersin. Acayip sinir olurdum bazen. Boğazım parçalanacak şu an öyle düğümlendim yazıyorum. Kimseleri görecek halim yok!

10 Aralık 1994’de kaybettiğimizden beri -ki o tarihten 5 gün önce gördümdü en son- ilk defa Çarşamba sabaha karşı uçaktan indiğimde bu 15 saniyelik videoda gördüm babamı!

Yeşim Abla yollamış. Alanda kalakaldım bavullar dönerken. 100 kere izledim. Al başa izle ayaklarına bak, enerjisine bak, yüzüne, bıyığına bak. Beni çekişine bak. Zıplamasına bak. Bana gülümsemesine bak. Nasıl eğleniyor bak. Muzip hınzır gülümsemesine trilyarca bak! Bak bak bak! Bak kızım bak. “Ya baba dur yeter” demişimdir kesin de öyle bırakmıştır beni. Bir de zeybek oynadılardı yanlış hatırlamıyorsam.