• YAZAR / KOŞAR / KONUŞMACI / ARI SEVER

Yazılar

Babalar da özür dileyebilmeli

150 150 Yonca Tokbaş

Afacan muzip adam, Babam. Ali Erşan Köseoğlu (1943-1994) Bugün 10 Aralık. Babamı kaybedeli 23 sene oldu. Şu aşağıdaki kısacık, elime 23 sene sonra geçen videoda, kameraman da anlamış Babamın muzipliğini, eğlenmiş o da onunla. Dünya’daki bütün canlılarla arkadaş olması 1 saniye sürerdi babamın. Annem “Erşan nerde? Şimdi burdaydı nereye kayboldu?” diyor, aranıyor. Ne çok güldüm…

Babam benimle dans ederdi…

150 150 Yonca Tokbaş

Yıl 1990’mış. Babam ve ben. Serpil Halamın kızı Yeşim Abla’nın düğünüymüş. Bana dans etmeyi öğretmişti. Vals, çarliston, swing ve rock’n’roll. Evde de yapardı böyle. Alakasız kaldırır zorla, dans edersin. Acayip sinir olurdum bazen. Boğazım parçalanacak şu an öyle düğümlendim yazıyorum. Kimseleri görecek halim yok! 10 Aralık 1994’de kaybettiğimizden beri -ki o tarihten 5 gün önce…

Koşu için ayakkabı

683 1024 Yonca Tokbaş

2009’dan beri koşuyorum. İlk koşmaya başladığımda herhangi bir spor ayakkabısıyla koşuyordum. Ayakkabı koşu açısından ne kadar önemlidir diye hiçbir fikrim yoktu. Evde ne varsa, ayağım neyle rahatsa o ayakkabı tamamdı. Sanırım, ilk 4km koşumu tenis ayakkabılarımla koştum. Markasını bile hatırlamıyorum. Koşmayla ilişkim ciddiye binince, nişanlılık dönemimizi ASICS marka koşu ayakkabılarıyla koşarak geçirdim. ilk 10km, ilk…

Keşke öğrenmek maaşlı iş olsa

525 509 Yonca Tokbaş

Öğrenmek beni benden alıyor! Sözde ben sadece, her sabah açan, öğleden sonra da kapanan bu çok güzel çiçeklerime gelen arı kardeşin çalışkanlığını izliyordum. Sonra, hayran hayran, size: “Hayatta bir arı gibi ve kadar çalışkan olup işine bu kadar sadık, bu kadar gönülden bağlı olursan bir ömür yorulmaz, hayata hayat katabilir, koca Dünya’yı besleyebilir, şifa dağıtabilir…

Tek çare kedi

955 632 Yonca Tokbaş

Böcekten korkuyoruz. Fare görmek istemiyoruz. Karınca eve girmesin istiyoruz. Hepsini öldürmek için zehir zehir zehir kullanıp amansız bir savaş veriyoruz. Tek çare kedi, ama biz kedi de istemiyoruz. Öldürmek için yaşamaktan yorulmuyoruz da, beraber yaşamak için çabalamayı düşünmüyoruz. En kolayı ölüm. Zor olan yaşamak. Birlikte yaşamayı istemek öyle zor bir seçim olmuş ki… Birlikte yaşamak…

Zayıflamak için ölmek

682 1024 Yonca Tokbaş

Kaç kere zayıflamak hakkında yazdım bilmiyorum. Kaç kere, zayıf olmak kaygısının insanları nasıl hasta ettiğini yazdım, onu da bilmiyorum. Kaç kere “estetik” görüşlerimden dolayı eski kafalı, tutucu olarak eleştirildim bilmiyorum. Kaç kere doğallığı, yaşlanmayı, filtresizliği seviyorum dedim diye, sanki bu söylemle prim yapmaya çalışıyormuşum gibi yorumlanmama karşı çıkıp samimiyetimi ve kendimi savunmaya çalışırken yakaladım kendimi…

İnsanın yaşı spor yaparak küçülür mü?

576 1024 Yonca Tokbaş

Spor yaptıkça insanın yaşı küçülebilirmiş, evet. Bu gerçek daha önce yüzüme bu kadar bilimsel çarpamamıştı. Spor yapmak bakın neden bu kadar ciddi bir iş ve önemli. Koşularımı, yaptığım tüm antrenmanları kaydedip takip ettiğim Garmin Fenix5 saatimi koluma ilk taktığımda içinde daha önce kaydedilmiş antrenman bilgim yoktu. İlk birkaç koşudan sonra performans istatistiklerimde VO2Max’e bakınca“fitness” yaşımı…

UTMB 2017- OCC (56km) yarış raporu

1024 768 Yonca Tokbaş

Mesele çıkmak değil, inmeyi bilmek-miş! UTMB sevdası nasıl başladı  Ultra Trail du Mont Blanc, kısaca UTMB, Fransa’da 15 yıldır düzenlenen “Dünya ultra patika koşu zirvesi”. Farklı ultra mesafelerde, hepsi Mont-Blanc Dağı etrafında koşulan, olimpiyatlar havasında bir yarış. Bu sene 92 ülkeden 8000 kişi yarıştı düşünün. (42km 195metre olan maratondan da uzun mesafeye ultramaraton denir.) UTMB bünyesindeki bir…

Likya Yolu Ultra Maratonu 6G için kapsamlı bilgi

575 1024 Yonca Tokbaş

Likya Yolu Ultra Maratonu 6G için kapsamlı bilgi Bu yazı, Likya Yolu Ultra Maratonu başta olmak üzere, trail -yani patika koşuları- için bir kılavuz. Likya Yolu Ultra Maratonu’na (LYUM) katılacaklar için deneyimlerimden yola çıkarak yazdığım kapsamlı bir malzeme ve yarış raporu. Dikkat bu rapor Likya Yolu Ultra Maratonu 6G kategorisi için geçerlidir Burada, “Self–sufficiency” -yani…

Bu kadın benim… kimse bilmez

768 1024 Yonca Tokbaş

Yıl 2005. Canımın cayır cayır acıdığı bi dönem. Kadın olarak, anne olarak, iş kadını olarak… tüm sıfatlarımın canımı hakladığı bir dönem. Kimse bilmez… kimse bilmez… Hani şu TedxReset konuşmamda bahsettiğim bir kara delik vardı ya, işte baktığım her yerde o kara kocaman simsiyah delik vardı. Belki de yoktu ama ben öyle görüyordum. Nasıl derin bir yalnızlık…

Yeni Yazı Yayında! Okumak için tıkla!

BABAM BENİMLE DANSEDERDİ 

Yıl 1990’mış. Babam ve ben. Serpil Halamın kızı Yeşim Abla’nın düğünüymüş.
Bana dans etmeyi öğretmişti. Vals, çarliston, swing ve rock’n’roll. Evde de yapardı böyle. Alakasız kaldırır zorla, dans edersin. Acayip sinir olurdum bazen. Boğazım parçalanacak şu an öyle düğümlendim yazıyorum. Kimseleri görecek halim yok!

10 Aralık 1994’de kaybettiğimizden beri -ki o tarihten 5 gün önce gördümdü en son- ilk defa Çarşamba sabaha karşı uçaktan indiğimde bu 15 saniyelik videoda gördüm babamı!

Yeşim Abla yollamış. Alanda kalakaldım bavullar dönerken. 100 kere izledim. Al başa izle ayaklarına bak, enerjisine bak, yüzüne, bıyığına bak. Beni çekişine bak. Zıplamasına bak. Bana gülümsemesine bak. Nasıl eğleniyor bak. Muzip hınzır gülümsemesine trilyarca bak! Bak bak bak! Bak kızım bak. “Ya baba dur yeter” demişimdir kesin de öyle bırakmıştır beni. Bir de zeybek oynadılardı yanlış hatırlamıyorsam.