• YAZAR / KOŞAR / KONUŞMACI / ARI SEVER

  • 24/07/2016

Korku ve endişe hep geçici – Runfire Cappadocia 2016 1. Gün

Korku ve endişe hep geçici – Runfire Cappadocia 2016 1. Gün

1024 682 Yonca Tokbaş

 

632 Yonca Hazır...

632 Yonca Hazır…

İlk gün rotamız Uçhisar-Mustafapaşa, 19,44km.

Uçhisar Kampta start verdiğimizde saat 9:00’dı. Güneş artık tepede olduğu için ve önümüzdeki rota 20km ve zaman sınırı 7 saat olduğu için, anam anam dedim. Güneşin alnı gabaanda giderken yanıoz deriz gari…

Geçtiğimiz sene, Runfire Cappadocia, adına yaraşır şekilde hepimizi resmen alev ateş kavurmuştu.

Ben güneş için endişe ederken, hiç beklenmedik başka bi şeyle karşılaştım daha patikanın girişinde.

İlk 3km Uçhisar içinden kaleye doğru çıkış, Argos in Cappadocia otelin önünden geçip vadiye inmeye başlıyordu.

Vadinin başına gelince birden durdum.

Bir acayip korku geldi üstüme. Neden bilmem. Belki Sapanca Ultra’ da çok zorlandım diye, belki de tamamen ülke durumları vesaire derken, içinde bulunduğumuz ruh halinden, gönül yorgunluğundan. Hani sanki hiç koşamıycam, yokuşu inemiycem, yokuşu çıkamıycam, kayıp düşücem, sakatlanıcam gibi daha önce hiç aklıma gelmeyen endişeler. Daha önce hiç aklıma gelmeyen korkular.

Kendimi telkin edip sağlı sollu üzüm bağlarının aralarına serpiştirilmiş Lavantalara baktım. Bir nefes aldım başladım koşmaya…

Vadilerin içine girip, labirent gibi Kapadokya patikalarına kavuşunca ne korku kaldı ne bir şey. Hayatta o anlamasızca içine peydahlanan korku ve endişe yüzünden atamadığın adımlar var ya.. İşte onları düşündüm. Oysa bir nefes alıp adımı atsan sakin sakin arkası geliyor ve neden korktuğunu, neye endişe ettiğini bile hatırlamıyor, tamamen unutup devam ediyorsun gitmek istediğin yere.

 

Vadi içindeki patikaların içinde elma ağaçları, dut ağaçları, henüz olmamış üzümler, yani goruklar var ekşi ekşi. Dutta bu sefer çok dut yoktu. Geçen sene bu dönem olmamış olan elmalar olmuştu, üzümler feci ekşiydi. İlla bi yiyorum o goruklardan. Tüylerim diken diken oluyor ekşisinden ama ben de bu hissi serinletici olduğu için seviyorum.

Koştukça koştum. Yolda o gün sadece 20k koşmak için gelenlerle karşılaştım. Sohbet ettik. Bir patikada hepimiz aynı anda rotayı kaybettik ama doğru yolu bulmamız 2 dakikamızı aldı diye çok sevindik.

Her sene saatlerce kilometrelerce kaybolmuşluğum, zar zor rotayı bulmuşluğum olduğundan buna inanılmaz sevindim.

Sadece 1 günlük 20km koşmaya gelen herkes büyülenmiş, keşke 4G, 6G yapsaydık diyorlar, seneye kesin gelme kararlarını anlatıyorlardı. Eğer bu yarışlar ve 4G-6G kategorileri hakkında bilmek istediğiniz bir şeyler varsa, mutlaka bu blogdaki, ilgili yazımı okuyun derim.

 

WhatsApp-Image-20160724 (5) WhatsApp-Image-20160724 (4)

Başta hayli iyi gidiyordum, hatta hızıma şaştım. Vadilerde esen rüzgardandır dedim. Çünkü sıcağı o kadar anormal hissettirmiyordu. Buna çok sık şükrettim.

Kesin o rüzgarın olması çok şeyi değiştirdi. Ama dudaklarım çok kurudu. Çok rahatsız edici bir şey kuru dudak. Su kullanımını iyi yönettim. 1 Gu jel kullandım bütün yarış boyu. Bir hurma yedim.

Finişte davullarla karşılandık yine.

O an, yani finişe gelirken davulların sesini duyduğum an hep içim taşıyor. Müthiş bir mutluluk… Müthiş bir coşku, sarılmalar, kucaklaşmalar… Hayatım boyunca hep yaşamak istediğim bir duygu.

Finiş sonrası kampa araçlarla geldik. Ultracıların daha hayli km’si vardı. Bizler 20km bitirmiştik ama onlar daha uzun koşacaklardı sırtlarındaki yüklerle.

Kampa geldiğimizde 20km tek gün yarışçılarının ödül töreni vardı.

Bazıları için, hayatlarının ilk tecrübesiydi. Bu arada 3km’lik bir halk koşusu da vardı ve orada bir kız çocuğu nasıl güzel koşuyordu en başta onunla sohbet ettim. Bana; “Abla siz profesyonel sporcu musunuz?” diye sordu. “Yok, ben 2 çocuklu bi anneyim ama koşmayı çok seviyorum” dedim.

“Hiç anne gibi değilsiniz atlet gibisiniz” deyince Allaaaaaaah siz beni bi göreydiniz.

Uçtum!

“Sen de çok güzel koşuyorsun, hep spor yapmaya devam et” dedim, ayrıldık.

Bu arada bu aşağıda gördüğünüz şahane çift çok etkiledi beni.

Bu canım çift 20k elele bitirdi ve ellerine bakın yine elele madalya aldılar

Nurcan ve Hikmet Dulundu, 53-58 yaşları.

BU güzel insanlar Spor Eğitmeni arkadaşım Seda Nur Çelik’in öğrencileri. Çok çok dokundu içime, beraber bu yola çıkmaları. Nasıl güzel bir cesaret ve azim, ve ilham örneği alın size.

Elele geldiler, o vadileri, rotayı, işaretleri takip ederek finişe gelip madalyalarını aldılar.

Helal olsun!

WhatsApp-Image-20160724 (6)

Bu arada en çok üzüldüğüm şeylerden biri hiçbir yerde Turist yoktu.

Bu patikalarda turistler durur, bizleri alkışlardı. Turlar olurdu. Otobüsler dolusu. Sadece tek bir çift insan gördüm. Bütün Uçhisar, Göreme, Ortahisar merkezlerde kafeler kapalıydı, insan yoktu.

Gerçekten içim sızladı.

Ve ilk gün sonunda, 2. kamp yerimiz olan Damsa Barajı’na vardık.

Pazartesi günü, 25 Temmuz 2016, 2. gün başlayacak.

20km koşup bitirenler ödüllerini aldılar ayrıldılar kamptan.

Sonuçları bu linkten takip edebilirsiniz gün be gün. Ve bu arada Runfire Cappadocia Facebook sayfasında inanılmaz fotoğraflar ve her gün Runfire ekibinin yaptığı profesyonel çekim videolar var. Videolar çok ama çok güzel. Mutlaka bakın derim.

http://www.facebook.com/runfirecappadocia/

Ben de ayrıca Instagram’da ne çekersem paylaşıyorum malum.

RFC 20K 2016 Sonuçları

Aysun Özen 22 yaşında 20k 1. Ne şeker bi genç bayıldımmmm

Dünyadan kopuyoruz bu doğanın ortasında. Çamlar bi yanımızda, bi yanımızda Damsa Baraj gölü.

1. gun 20K biter

1. gun 20K biter

Tam her şey bitti derken, 2.gün rotasıyla ilgili teknik brifing sonrası organizasyon ultramaraton konseptine başka bir boyut kattı!

Hakan, Özgür ve Oğuz kampta odun ateşinde bize bendir, ney, santur ve didgeridoo (avusturalya’nın aborijin müzik enstrümanı) enstrümanlarıyla müzik ziyafeti verdiler.

Üstelik gece inanılmaz bir soğuk bastırıyor. Üstümüze neyimiz varsa giydik. Odun ateşini gördüğümüzde ne hale geldik düşünün. Bu muhteşem doğanın içinde, odun ateşi sıcağında, müzik dinleyerek oturduk.

Yarışmacılar ve ekip kocaman bir aileyiz.

Yemekleri hazırlayan Şakir Amcaların da ellerine sağlık.

Şu an yorgunlukların en güzelini yaşıyoruz…

2. gün benim için çok önemli bir rota. Geçen sene tatsız bir olay yaşadığımız ve her şerden bir hayır çıkacağını düşünerek şu an uyuyup yarın huzurla koşabildiğim bir güne uyanmayı hayal ettiğim bir andayım…

Hele bir yaşayalım hele yarını, 2. günü…

Hele bir sabah olsun, mucizeler olur elbet…

Yonca

“çam kokusu”

Yazılarımdan haberdar olmak için mail adresinizi yazın:
 
2 Yorum
  • Onur Marşan 26/07/2016 at 11:31

    Yoncam, enerji küpüm, yere düştüğümde kaldıran yazıların var. İçimi ısıtan gülümsemen var… Hep “Hadi kalk devam et” diyen bir halin var… Sahanesin.. Ne olursa olsun sen devam et.. biz yarı yolda düşeriz, yolu tamamlayamayabilirz, nefesimiz kesilir, korkarız ama sen devam et.. benim için, bizim için… ki yarın ben de yeniden başlayabileyim.. Seviyorum seni

    Onur Marşan

    • Yonca Tokbaş 01/08/2016 at 10:22

      Evet.. çünkü tam da bunu demek istiyorum inan.. Ha gayret ve devam.. Nasıl olsa bi gün gelecek ve durucaz… Çok teşekkür ederim..

Bir Yorum Yaz

Yeni Yazı Yayında! Okumak için tıkla!

Haydarpaşa Babam ve Ben … ve Sao Bento Porto Tren Garı

“Haydarpaşa Babam ve Ben” yazısını 30 Kasım 2010’da Kelebek’de yazmıştım. Haydarpaşa Garı yandığında, içim cızır cızır yana yakıla yazdımdı. Bugün Porto’da Sao Bento Tren Garını gezerken aklıma geldi.

1916’da açılmış. Büyüleyici bir Gar. İçine girerken Benjamin Button filmindeki o devasa saat geldi gözümün önüne. Jorge Colaço’nun 11 yılda tamamladığı Portekiz’in tarihini anlatan tablolar büyüleyici. Tüylerim diken diken, Dünya’nın en büyüleyici 10 garından biri denilen garı gezerken bi fena oldum…