• YAZAR / KOŞAR / KONUŞMACI / ARI SEVER

  • 23/07/2016

Öfke ve kinle yoğrulmak yerine…

Öfke ve kinle yoğrulmak yerine…

1024 640 Yonca Tokbaş

“Doğada kendimle ve koşullarla baş etmeyi, zorlukları aşmayı tercih ederim” diyerek geldim 3. Kez Runfire Cappadocia’ya. ( http://www.runfirecappadocia.com/ )

Üçüncü kez bu muhteşem doğada 6 gün koşucam.

 

IMG_0011

Ayşe, Ayşe Arman, benimle bugünkü Hürriyet Cumartesi ekinde röportaj yaptı. (23 Temmuz 2016)

Mesele ben değilim röportajda, ama orada dediğim gibi esas mesele şu;

“Türkiye’nin en çok ihtiyacı olan şey spor.  İlla kalksın herkes maraton, ultra maraton koşsun veya koşsun demiyorum. Ama hareket etsin. Kendine en hitab eden spor neyse onu yapsın. En kötü anında kalk git dışarı çık 15 dakika yürü, resmen havan değişiyor. Bak mesela Japon bir spor markası var, ikinci Dünya savaşı sonrası gençlerin içlerindeki kini öfkeyi nefreti ancak sporla aşabileceklerini düşündüklerinden kuruluyor. Sağlam kafa gerçekten sağlam vücutta bulunuyor.

Oturarak hasta oluyoruz. Sinir yönetimi, sağlıklı iletişim becerileri, adalet, dürüstlük gibi duygularımızı oturduğumuz yerde bunalarak kaybediyoruz.

Spor yapan insandan asla zarar gelmez. Çözüm bulma, sorun ve sinir yönetimi, dürüstlük, etik, adalet, barış, kardeşlik, özgürlük gibi kavramları içselleşmiştir. Mutludur, umutludur. Kendiyle barışıktır. O yüzden çok önemli Türkiye için! Kendini bu muazzam doğasından, tarihinden uzaklaştıran insanlarımız için özüne dönüş, yeniden doğuş gibi geliyor bana. 

Ümidim dileğim bu ülke, bi ömür kendini spora adayan tüm sporcularına saygıyı eksik etmesin. Sporcunun işi barış, medeni rekabet, akıllı çözüm ve strateji belirleme yetisi, çalışkanlık ve cesaret ve adalet.. Bu ülkenin sayısını en çok arttırması gereken şey sporcu bence…”

Mesele bu ülkede anlatılmaya değer bir çabayla, bizim bu olağanüstü doğamızda, coğrafyamızda bizlere koşma imkanı yaratan organizasyonlar olması.

Gönüllüsünden teknik ekibine herkes büyük emek veriyor ve onlar bu işi yaptıkları için biz de bugün gelip buraları koşarak yaşayabiliyoruz.

Ömre bedel arkadaşlıklar kuruyoruz.

Yaşadığımız doğa içinde özümüze dönüp öfke, kin, endişe gibi duyguların yerine; azim, dayanıklılık, umut, çaba, çözüm üretme becerisi koyuyoruz.

Bir şekilde değişiyoruz.

Doğayı sevmeyi, birbirimizi ve hayatı her nasılsa öyle kabul etmeyi, saygı duymayı öğreniyoruz.

Arazide başka çözüm ve çare yok. Ya barış içinde işine bakacaksın, ya da tükenip gideceksin.

Bir avuç insan, aynı amaç uğrunda, umut ekip hayatı beslediğimizi düşünüyorum.

Dileğim sponsorlar hiç eksik olmasın.

Yarışı organize eden Uzunetap ailesine, Argos ailesine, koşmak için gelen herkese, bizleri takip eden destekleyen herkese sonsuz teşekkürler… (her türlü bilgi için: http://www.uzunetap.com/ )

Ailemsiniz!

Bu organizasyonlar her daim olsun, katılan sayısı da artsın ki, hem doğaya yaklaşan insan sayımız artsın, hem spora…

Sporun doğanın olduğu yerde barıştan, adaletten, saygı ve sevgiden başka şey büyümez…

***

Kimileri için o Ayşe Arman, ama benim için o sadece Ayşe. Arkadaşım Ayşe. Hayatın içinde bir çok şeyi paylaştığım, çok şey öğrendiğim, çalışkanlığına hayran olduğum, Türkiye’de kadınlar için üstlendiği misyonla gurur duyduğum, her şeyden önce benim arkadaşım Ayşe.

Teşekkür ederim… Ve sizler okurken ben bi koşup geleyim…

Yonca

“sporcu yazar”

 

Ayşe Arman – Hürriyet Cumartesi – Yonca Tokbaş Röportajından

“Hayatı kabullenmeyi öğrendim.

Ne hayat, ne de bu spor, kazan kaybet veya başarı başarısızlık olayı değil. O kafayla gidersen kaybetme şansın daha fazla. Hırs tüketir. Azim, strateji, dayanıklılık uzun götürür.

Atmosfer, orada olmak, katılmak ve alabildiğin her yol büyük başarı. Ha işler ters gider bitiremezsen yine de o ana kadar hayatta başka yerde öğrenemediğin her şeyi öğrenmiş ve bazen bırakmanın veya bitirememenin de bir kazanımı olduğunu anlamış olarak mutlu dönersin günlük hayata.

Ben o ortamda sonuncu olduğu için, finişe gelemese de başlama kararı aldığı için herkesin kucaklandığına tanıklık ettim.

Yani tek bir tereddüdüm korkum endişem yok.

Düşsem de kalkarım. Bitiremezsem de başladığım için cesurum.”

http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/ayse-arman_12/kos-yonca-kos_40164159

 

Runfire Cappadocia 2015'de Tuz Gölü etabını koşarken çekilen fotoğrafım

Runfire Cappadocia 2015’de Tuz Gölü etabını koşarken çekilen fotoğrafım

 

 

Yazılarımdan haberdar olmak için mail adresinizi yazın:
 
1 Yorum
  • Müzeyyen Altay 23/07/2016 at 15:20

    Yolunuz açık olsun. İçiniz o kadar temiz ki… Aydınlık düşünceleriniz yaşama tutunmanız, samimiyetiniz … Daha ne yazayım. Üstelik ben öyle her yere laf yetiren biri değilken , bunları yazmak istedim. Bir Roma seyahatinde havaalanında karışık kuruşuk şeyleri okuduğumda başladı tanışıklğımız… Uzun sağlıklı yıllara

Bir Yorum Yaz

Yeni Yazı Yayında! Okumak için tıkla!

Zeytin Dalı

Tarih boyu “barışı” anlatmış Zeytin Dalı. Mitolojide, efsanelerde hep barışı temsil etmiş zeytin dalı. “Ölmez ağaç” adını almış gücünden, kudretinden, dayanıklılığından; insana olduğu sonsuz dermandan. Kesip atılmalara, kökünden sökülüp ölüme terklere dayanıp hala daha filizlenip meyve verebilme gücü bulmasından dolayı “ölmez ağaç” denmiş zeytin ağacına.

Binlerce yılı aşıp asırlara meydan okumasından geliyor gücü.

Dallarının budanma şekli için bile hassas bir dileği var insan denen -her şeye hükmederim ben diyici- aciz türden.