• YAZAR / KOŞAR / KONUŞMACI / ARI SEVER

  • 06/05/2016

Kilo almak vermek cinneti üzerine

Kilo almak vermek cinneti üzerine

768 1024 Yonca Tokbaş

Kilo almak vermek cinneti üzerine

Ben bu ay, yani Mayıs 2016 için, Elele’de bana yazması hiç de kolay olmayan bir yazı yazdım.
Çok önemli bir konuda. Kilo alma verme çılgınlığı, hastalığı konusunda.
Bu konuda geldiğimiz hal hakkında.
Kalıplar, takılı kaldığımız incelik / zayıflık / estetik / güzellik / fitlik kavramlarının içi boşaltılmışlığı hakkında…
Çok inciten bir konu bu beni.

Daha önce blumia ile ilgili, üniversitede nasıl blumik olduğumla ilgili de yazmıştım. O yazıyı da sonra paylaşırım burada…
Bunlar insanın gerçekten çok zor yazıp paylaştığı şeyler.
Paylaşmak bana iyi geldiği için, ve eğer bu konularda kalbimi samimiyetle açarsam birilerinin daha yaralarına merhem olabilirim veya belki yalnız hissetmemek bile iyi gelebilir diye düşündüğüm için yazıyorum.
Elele Dergisi alın bu ay. Mayıs Ayı Elele dergisi.
100. sayfada yazım.
Başlığı da: “Fitlik, güzellik, kilo al-ver, beslen(e)me, şok diyetler üzerine”.

yonca tokbas yazı blog

(Elele yazımın başlığı, sayfa 100)

İçinde bulunduğumuz ortamdaki estetik, fitlik anlayışı… Dayatılan güzellik kriterleri…
Bitmek bilmeyen diyet bombardımanları beni yordu. Çok yoruyor.
Görmek, maruz kalmak, sürekli o kriterlere uymak zorundaymışızcasına sağlığımızdan olabilecek şeylere kalkışmak konusunda ciddi endişelerim var.
Dahası, çoğu zaman bu konularda yazdığımda, yaşı 13-17 arası olan gençlerden aldığım acıklı yorumlar, imdat çığlıkları etkiliyor beni. Önyargılar da çok yoruyor.

Yazı şu gördüğünüz iki fotoğraf üzerinden kurgulandı…

yonca tokbaş kilo-1        yonca tokbaş kilo-2

Solda 50 – Sağda 56 kiloyum

Tahmin ettiğinizin tersine bir gerçek var bu fotoğrafların ardında…
Elele alın ve okuyun yazımı. Ondan sonra burada, benim web sitemde tartışırız isterseniz hep birlikte.
Üzmeyin kendi bedeninizi, ruhunuzu boş rakamlarla, şok sağlıksızlıklarla…
Sağlık elden giderse, geri gelmiyor.
Kalın sağlıcakla,

Yonca

“isyaaaan”

Yazılarımdan haberdar olmak için mail adresinizi yazın:
 

Bir Yorum Yaz

Yeni Yazı Yayında! Okumak için tıkla!

BABAM BENİMLE DANSEDERDİ 

Yıl 1990’mış. Babam ve ben. Serpil Halamın kızı Yeşim Abla’nın düğünüymüş.
Bana dans etmeyi öğretmişti. Vals, çarliston, swing ve rock’n’roll. Evde de yapardı böyle. Alakasız kaldırır zorla, dans edersin. Acayip sinir olurdum bazen. Boğazım parçalanacak şu an öyle düğümlendim yazıyorum. Kimseleri görecek halim yok!

10 Aralık 1994’de kaybettiğimizden beri -ki o tarihten 5 gün önce gördümdü en son- ilk defa Çarşamba sabaha karşı uçaktan indiğimde bu 15 saniyelik videoda gördüm babamı!

Yeşim Abla yollamış. Alanda kalakaldım bavullar dönerken. 100 kere izledim. Al başa izle ayaklarına bak, enerjisine bak, yüzüne, bıyığına bak. Beni çekişine bak. Zıplamasına bak. Bana gülümsemesine bak. Nasıl eğleniyor bak. Muzip hınzır gülümsemesine trilyarca bak! Bak bak bak! Bak kızım bak. “Ya baba dur yeter” demişimdir kesin de öyle bırakmıştır beni. Bir de zeybek oynadılardı yanlış hatırlamıyorsam.