• YAZAR / KOŞAR / KONUŞMACI / ARI SEVER

  • 15/09/2016

Annemin kurabiyesi Bik Bik

Annemin kurabiyesi Bik Bik

1024 768 Yonca Tokbaş

Şu resimde gördüğünüz kurabiye, annemin yaptığı gayet basit, klasik; malzemelerinde pek tabi un, şeker, kabartma tozu, yumurta, yoğurt, zeytin yağı olan ve görüldüğü üzere üstüne de 1 adet ceviz kondurulan bir kurabiye.

Annem sürekli yapıyor.

Ben yapma diyorum o yine yapıyor.

Annem de, tıpkı her anne gibi, kendi bildiğinden asla şaşmayan bir anne.

Asabım bozuluyor annem bu kurabiyeyi yaptıkça.

Üstelik koca tepsi yapıyor. Koca tepsi diyorum yahu! İnsaf.

Ve o kurabiyeLER, o mutfakta, o köşedeki dev cam kavanozun içinde duruyo ya…

Allaaaaaaah Çin işkencesi bana!

Çünkü yersem, bi oturuşta hepisini yemek istiyorum. Bitsin ve kurtulayım.

Yapmasa sıkıntı yok anlıyor musunuz?

Ama yapıyor işte.

Aslan Cem küçüktü “Bak annanen yine kurabiye yapmış” dedim hani böyle sözümona mutlu ama işte sinir içinde, o da bi sevindi evladım, e çünkü benden başka herkes löp löp mutlu mutlu yiyo evde… çocuk kendi diliyle “Anane bik bik oley” dedi, o günden beri adı “Anane Bik Bik” kaldı.

“Onu yemem, bunu yemem, çok feci aşırı derecede sağlıklı beslenirim” manyaklığı altında bir ömür geçirerek aslında kafayı yediğimi bilen Dr. Nurhayat Gül, yıllardır bi şeyler anlatmaya çalışıyor bana. Ben bi anlıyorum, bi anlamıyorum.

“Yoncacım, anne kurabiyesi dışarıda yediğin her şeyden çok daha az can yakandır, candır can, ye allah aşkına ağız tadıyla ye!” dedi durdu.

Ahanda şimdi  artık ben de yiyorum işte!

Etrafım sürekli “aaaaaay ekmeğin kepeklisi yok muuuuuaaa? Şekerim mercimek değil, kinoa olmazsa hayatta yemeeeem” tadında geçen insanlarla dolu. Ben dahil!

Yeminle kendimden çok sıkıldım.

Bokunu çıkardık nokta net.

Et, peynir filan yemiyorum. Bak onda anlaşalım çünkü büyük bir sıkıntım var.

Bugüne kadar hep eskik anlattım nedenini çünkü bizde iş bel altı bölgelere gelince “şşşşt anlatma!” olur. Et, peynir gibi şeyler, (hatta şarap ve bira) bende feci bir yüzde kızarıklık, kaşıntı, kabızlık yaptığı yetmiyormuş gibi; bi de çok afedersiniz alt takımlarımda alerjik bi şeyler yapıyor.

O şeylerin et, süt gillere ve mayalı şeylere olduğunu keşfettiğimiz günden beri, et, peynir, mayalı şeyleri çıkarttım hayatımdan. Hatta filtre kahve de aynen.

Herkes sanıyor ki kokoşluktan yemiyorum. Alakası yok.

Döneyim Bik Bikciğimize.

Annemin kurabiyesinden de yıllarca korktum, annemin kurabiyesini düşman edindim düşünebiliyor musunuz!

Oysa yesem, gerçekten o kadar severek yaptığı o kurabiyeden 1 tanecik yesem, zaten karnım ayrı, gönlüm ayrı, nefsim ayrı doyacak…

(Ba ba ba ba, burada sanırsın “Eat Pray Love” filmindeyiz. Ama o filmdeki şey de gerçekmiş bence. Yani Ye, Sev Dua et…)

Sevgiyi vermek için hazırken annem, benim almamak için direnmem neden?

Hmmmm… ben cevabını biliyorum.

Bu kurabiyeye ne zaman baksam 30 yıldır büyümelerini beklediğim ve asla büyümeyen memelerime benzetiyorum bence ondan.

Her baktığımda asabım bozuluyor gülme tutuyor.

Ahanda memem!

Çaya da bandırayım.. ooooh hart hurt diye yiyeyim bi de…

Olacak iş mi dostum?

Neyse…

Memem diye bakmadan Annane Bik Bik diye bakarsam çaya bandırınca harbi nefis oluyor.

Ay neyse ne işte.

Yedim nitekim gayet afiyetle.

Yonca

“yarasın”

Yazılarımdan haberdar olmak için mail adresinizi yazın:
 
3 Yorum

Bir Yorum Yaz

Yeni Yazı Yayında! Okumak için tıkla!

BABAM BENİMLE DANSEDERDİ 

Yıl 1990’mış. Babam ve ben. Serpil Halamın kızı Yeşim Abla’nın düğünüymüş.
Bana dans etmeyi öğretmişti. Vals, çarliston, swing ve rock’n’roll. Evde de yapardı böyle. Alakasız kaldırır zorla, dans edersin. Acayip sinir olurdum bazen. Boğazım parçalanacak şu an öyle düğümlendim yazıyorum. Kimseleri görecek halim yok!

10 Aralık 1994’de kaybettiğimizden beri -ki o tarihten 5 gün önce gördümdü en son- ilk defa Çarşamba sabaha karşı uçaktan indiğimde bu 15 saniyelik videoda gördüm babamı!

Yeşim Abla yollamış. Alanda kalakaldım bavullar dönerken. 100 kere izledim. Al başa izle ayaklarına bak, enerjisine bak, yüzüne, bıyığına bak. Beni çekişine bak. Zıplamasına bak. Bana gülümsemesine bak. Nasıl eğleniyor bak. Muzip hınzır gülümsemesine trilyarca bak! Bak bak bak! Bak kızım bak. “Ya baba dur yeter” demişimdir kesin de öyle bırakmıştır beni. Bir de zeybek oynadılardı yanlış hatırlamıyorsam.